
9 Kritik Aşamada Plasenta Perkreata Cerrahisi Nedir? Kapsamlı Tedavi Rehberi
Ağustos 18, 2026
7 Kritik Aşamada Miyom Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi ve Tedavi Yöntemleri | Prof. Dr. Hanifi Şahin
Ağustos 19, 2026

Miyomlar Hakkında En Çok Sorulan Sorular, kadın sağlığı kliniklerinde her gün yüzlerce kez yankılanan ve doğru cevaplara en çok ihtiyaç duyulan hayati konuların başında gelmektedir. Bu kapsamlı rehberde, aklınızdaki tüm soru işaretlerini bilimsel veriler ışığında tamamen gidermeyi hedefliyoruz.
Miyomlar Hakkında En Çok Sorulan 15 Soru ve Kapsamlı Tedavi Rehberi
Kadınların üreme çağında en sık karşılaştığı ve yaşam kalitesini derinden etkileyen jinekolojik sorunların tartışmasız ilk sırasında miyomlar yer almaktadır. Kimi zaman tesadüfen rutin bir ultrasonda karşımıza çıkan, kimi zaman ise kanama ve ağrı krizleriyle hayatı kabusa çeviren bu kitleler, hastaların zihninde devasa bir kaygı bulutu oluşturur.
Klinik pratiğimizde hastalarımızdan en sık duyduğumuz “Ameliyat olmam şart mı?”, “Miyomum kansere dönüşür mü?”, “Anne olmama engel mi?” veya “Soğan suyu içsem küçülür mü?” gibi sorular, aslında büyük bir bilgi kirliliğinin de göstergesidir. İnternet ortamında dolaşan asılsız alternatif tıp efsaneleri, kadınların bilimsel tedaviden uzaklaşmasına ve hastalıklarının çok daha tehlikeli boyutlara ulaşmasına neden olmaktadır.
Bu dev ve kapsamlı rehber, miyomlarla ilgili tüm ezberleri bozmak ve tıbbi gerçekleri yalın bir dille size sunmak için hazırlanmıştır. İstanbul Nişantaşı’nda hizmet veren Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hanifi Şahin, hastaların en çok merak ettiği konulara net, güncel ve kanıta dayalı tıbbi cevaplar sunarak doğru ve kişiye özel tedaviye yönlendirmeyi amaçlamaktadır. Kadın hastalıkları ve rahim koruyucu cerrahiler hakkında daha fazla akademik bilgi almak için uzman jinekoloji tıbbi kütüphanemizi (İç Bağlantı) güvenle inceleyebilirsiniz.
Soru 1: Tıbbi Açıdan Miyom (Fibroid) Tam Olarak Nedir?
Miyomlar (tıbbi adıyla leiomyomlar), rahmin duvarını oluşturan düz kas hücrelerinden (miyometriyum) köken alan ve bağ dokusu ile desteklenen iyi huylu (benign) kitlelerdir. Rahim kasındaki tek bir hücrenin genetik bir mutasyona uğrayarak kontrolsüzce çoğalması sonucu ortaya çıkarlar.
Bu tümörler, kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteron hormonlarına son derece duyarlıdır. Bu nedenle üreme çağında, hormon seviyelerinin yüksek olduğu dönemlerde hızla büyürken, menopozla birlikte hormonların azalmasıyla küçülme eğilimi gösterirler. Milimetrik boyutlardan, karın boşluğunu tamamen dolduracak devasa boyutlara (30-40 cm) kadar ulaşabilirler.
Toplumdaki kadınların yaklaşık %70 ila %80’i hayatlarının bir döneminde miyom geliştirir. Ancak birçoğu hiçbir belirti vermediği için hastalar bu durumun farkına bile varmazlar. Miyomun karakteri, büyüklüğünden ziyade rahim içindeki yerleşim yerine göre değişir.
Soru 2: Miyomların Yerleşim Yerleri Neden Bu Kadar Önemlidir?
Miyomların yarattığı şikayetler, tamamen rahmin hangi tabakasına yerleştiklerine bağlıdır. Tıpta miyomlar anatomik konumlarına göre dört ana gruba ayrılır. Bu sınıflandırma, doktorunuzun cerrahi veya takip kararını verirken kullandığı en önemli haritadır.
İntramural Miyomlar (Rahim Duvarı İçi)
En sık görülen miyom türüdür. Doğrudan rahmin kalın kas tabakasının (miyometriyum) içine yerleşirler. Büyüdükçe rahmin genel boyutunu genişletirler. Şiddetli adet sancılarına, karında dolgunluk hissine ve yoğun adet kanamalarına neden olurlar.
Submüköz Miyomlar (Rahim Boşluğuna Doğru)
Rahmin iç zarına (endometriyum) çok yakın yerleşen ve bebeğin büyüyeceği rahim boşluğuna doğru çıkıntı yapan kitlelerdir. En tehlikeli ve en gürültülü belirti veren gruptur. 1-2 santimetre gibi çok küçük olsalar dahi hayatı tehdit eden kanamalara ve kesin kısırlığa (infertilite) yol açarlar.
Subseröz Miyomlar (Rahim Dışına Doğru)
Rahmin dış zarına (seroza) yakın yerleşip karın boşluğuna doğru büyüyen kitlelerdir. Kanama yapmazlar ve rahim içini bozmazlar. Ancak çok büyük boyutlara ulaşıp mesaneye (sık idrara çıkma) veya bağırsaklara (kabızlık) baskı yapana kadar genellikle sinsi kalırlar.
Saplı (Pediküllü) Miyomlar
İnce bir bağ (sap) ile rahmin içine veya dışına tutunan miyomlardır. Sapın kendi etrafında dönmesi (torsiyon) durumunda kitlenin kan damarları boğulur ve hastaya dayanılmaz acil kriz ağrıları yaşatarak acil ameliyat gerektirir.
Soru 3: Miyom Kansere Dönüşür mü? (En Büyük Korku)
Hastaların poliklinik kapısından içeri girerken yüzlerinde taşıdıkları en büyük endişe kanser korkusudur. Bu, Miyomlar Hakkında En Çok Sorulan Sorular listesinin tartışmasız bir numarasıdır. Ancak bilimsel gerçekler hastaların yüreğine su serpecek niteliktedir.
Miyomların kansere (Leiomyosarkom) dönüşme ihtimali yok denecek kadar düşüktür. Tıbbi istatistiklere göre bu oran binde birin (%0.1) bile altındadır. Üstelik birçok bilim insanı, sarkom adı verilen kötü huylu tümörlerin iyi huylu bir miyomun sonradan bozulmasıyla değil, en başından itibaren kötü huylu bir kanser hücresi olarak doğduğunu savunmaktadır.
“Miyomum çok hızlı büyüyor, kesin kanser oldum” algısı da çoğunlukla yanlıştır. Gebelik döneminde veya hormon dalgalanmalarında iyi huylu miyomlar da çok hızlı boyut artışı gösterebilir. Hızlı büyüme her zaman kanser anlamına gelmez.
Önemli İstisnalar ve Kırmızı Bayraklar:
Ancak tıpta hiçbir zaman “asla” denilemez. Menopoz sonrasında kadınlık hormonları azaldığı için miyomların küçülmesi beklenir. Eğer menopoza girmiş bir kadında kitle hızla büyümeye devam ediyorsa, bu durum sarkom (kanser) şüphesi uyandırır. Şüpheli durumlarda kontrastlı (ilaçlı) Pelvik MR çekilmeli ve kesinlikle uzman bir jinekolojik onkolog tarafından detaylı cerrahi değerlendirme yapılmalıdır.
Soru 4: Miyom Gebeliğe ve Anne Olmaya Engel mi?
Miyomların gebelik üzerindeki etkisi tamamen yerleşim yeri ve büyüklüğüne bağlıdır. Her miyomu olan kadın kısırlık yaşamaz; milyonlarca kadın miyomlarıyla birlikte son derece sağlıklı gebelikler geçirip bebeklerini kucaklarına almaktadır. Ancak rahim anatomisinin bozulduğu durumlarda ciddi sorunlar başlar.
Gebeliği en çok engelleyen tür submüköz (rahim içine büyüyen) miyomlardır. Bu kitleler, embriyonun (bebeğin) tutunacağı rahim iç zarını bozarak veya kanlanmasını azaltarak gebeliğin oluşmasını (implantasyonu) fiziksel olarak engeller. Ayrıca fallop tüplerinin girişini tıkayarak spermin yumurtaya ulaşmasına mani olabilirler.
Eğer gebelik bir şekilde oluşmuşsa, büyük miyomlar rahim içinde bebeğin büyüyeceği alanı kısıtlar. Bu durum erken dönemde tekrarlayan düşüklere (abortus), ilerleyen haftalarda ise bebeğin suyunun erken gelmesine veya erken doğuma neden olabilir. Gebelik planlayan ve miyomu olan her kadının, öncesinde mutlaka deneyimli bir uzman tarafından detaylı anatomik haritalandırmadan geçmesi şarttır.
Soru 5: Gebelik Sırasında Miyom Varsa Neler Yaşanır?
Miyomu olduğu halde hamile kalan kadınları zorlu ama yönetilebilir bir süreç bekler. Gebelikte salgılanan yoğun östrojen ve progesteron hormonları, miyomların özellikle ilk üç ayda (1. trimester) hızla büyümesine neden olur.
Büyüyen miyomun kan ihtiyacı artar. Eğer miyom yeterince kanlanamazsa doku ölümü (dejenerasyon) başlar. “Kırmızı dejenerasyon” adı verilen bu durum, gebeliğin ortalarında anne adayına dayanılmaz karın ağrıları, ateş ve bulantı yaşatır. Bebek için genelde zararsızdır ancak anneyi hastanelik edecek kadar ağrılıdır.
Doğum aşamasına gelindiğinde, miyom rahim ağzına (servikse) yakın bir bölgeye yerleşmişse bebeğin doğum kanalına girmesini engeller ve normal doğumu (vajinal doğumu) imkansız kılarak mecburi sezaryen gerektirir. Ayrıca doğum sonrası rahmin toparlanmasını ve kasılmasını zorlaştırarak aşırı doğum sonu kanamalara (atoni) zemin hazırlayabilir.
Soru 6: Miyom Bitkisel Tedavi ile Küçülür mü? (Soğan Kürü Efsanesi)
İnternet çağının getirdiği bilgi kirliliği nedeniyle, Miyomlar Hakkında En Çok Sorulan Sorular arasında bitkisel kürler başı çekmektedir. Hastaların ameliyat korkusu, onları tıbbi geçerliliği olmayan bu tür efsanelere yöneltmektedir.
Acı ama net tıbbi gerçek şudur: Başta sosyal medyada popüler olan soğan kürü (soğan suyu) olmak üzere, hiçbir bitkisel karışımın, çayın veya otun miyomu küçülttüğüne veya tamamen yok ettiğine dair tek bir bilimsel ve akademik kanıt yoktur.
Miyom, kist gibi içi su dolu bir balon değildir; katı, sert ve kıkırdakmsı bir kas yığınıdır. Bir tümörü soğan suyu içerek eriteceğinizi düşünmek tıbben imkansızdır. Daha da tehlikelisi, bu tür asidik otlar ve kürler, hastaların mide zarlarına (ülser) ve böbreklerine zarar vermekte, kanama riskini artırabilmektedir.
Bilimsel dünyada sadece yeşil çay özütünün (EGCG – Epigallokateşin gallat) ve D vitamini takviyelerinin, miyomların büyüme hızını yavaşlatabileceğine dair klinik çalışmalar mevcuttur. Ancak bunlar birer “koruyucu destek”tir, hiçbir zaman var olan miyomu tedavi edip sıfırlayan mucizevi ilaçlar değildirler. Bitkisel kürlerle vakit kaybetmek, ameliyat edilebilir boyuttaki bir miyomun devasa boyutlara ulaşmasına ve hastanın rahmini kaybetmesine neden olabilir.
Soru 7: Miyom İçin Ameliyat (Cerrahi) Kesinlikle Şart mı?
Her miyom teşhisi, hastanın mutlaka ameliyat masasına yatacağı anlamına gelmez. Eğer miyom küçükse (örneğin 2-3 cm), kanama yapmıyorsa, ağrıya sebep olmuyorsa ve hastanın günlük yaşam kalitesini bozmuyorsa, kesinlikle ameliyat önerilmez. Bu hastalara “Bekle ve Gör” (Watchful Waiting) stratejisi uygulanır ve 6 aylık periyotlarla ultrason takibi yapılır.
Ancak cerrahinin zorunlu hale geldiği, bıçağın kemiğe dayandığı tıbbi durumlar (endikasyonlar) son derece nettir:
- Kontrol Edilemeyen Kanamalar: İlaçlara rağmen durmayan ve hastaya sürekli kan takviyesi yapılmasına neden olan ağır kansızlık (anemi) durumları.
- Mekanik Bası Belirtileri: Miyomun büyüklüğü nedeniyle idrar torbasına (böbrek şişmesine neden olur) veya bağırsaklara şiddetli baskı yapması.
- Kısırlık (İnfertilite): Tüp bebek veya doğal yolla gebelik planlanmasına rağmen miyomun rahim içini bozarak embriyonun tutunmasına engel olması.
- Hızlı Büyüme ve Kanser Şüphesi: Kısa sürede hızla boyut değiştiren veya menopoz sonrası büyümeye devam eden kitlelerin varlığı.
Rahim Koruyucu Ameliyat: Miyomektomi
Güncel cerrahi yaklaşımda temel felsefe, kadının doğurganlığını ve organ bütünlüğünü korumaktır. Buna Miyomektomi (sadece miyomun alınması) ameliyatı denir. Cerrahın deneyimine ve tümörün konumuna göre kapalı (laparoskopik/robotik) veya açık yöntemle rahim duvarı korunarak sadece kitleler çıkarılır.
Prof. Dr. Hanifi Şahin, rahim koruyucu pelvik cerrahi alanındaki üstün deneyimiyle, en zorlu vakalarda dahi rahmi almadan hastaların organ bütünlüğünü başarıyla sağlamaktadır. Bilimsel referanslar ve cerrahi yaklaşım için Prof. Dr. Hanifi Şahin’in resmi web sitesini (Dış Bağlantı) güvenle ziyaret edebilirsiniz.
Soru 8: Ameliyatsız Çözüm Var mı? İlaçla Tedavi Edilebilir mi?
Tıp dünyasında miyomu ameliyatsız, sadece hap veya iğne yutarak kökünden yok eden ve eriten mucizevi bir ilaç henüz icat edilmemiştir. İlaç tedavileri genellikle kitleyi yok etmek için değil, kitlenin yarattığı şiddetli semptomları (kanama ve ağrı) kontrol altına almak için kullanılır.
Doğum kontrol hapları veya hormonlu spiraller (Mirena), kanama miktarını azaltarak hastanın yaşam kalitesini geçici olarak yükseltir ancak miyomun boyutunu küçültmezler. Sadece hastaya zaman kazandırırlar.
“GnRH agonistleri” adı verilen özel göbekten yapılan iğneler ise, hastayı geçici ve suni bir menopoza sokarak östrojen seviyesini sıfırlar. Bu sayede miyom birkaç ay içinde %30-50 oranında küçülür. Ancak bu ilaçlar kemik erimesi (osteoporoz) yaptığı için en fazla 3-6 ay kullanılabilir. İlaç bırakıldığında miyom eski devasa boyutuna hızla geri döner. Bu nedenle bu iğneler sadece hastayı dev bir ameliyata hazırlamak, kanını yükseltmek ve ameliyatı kolaylaştırmak (küçültücü etki) amacıyla kısa süreli stratejik olarak kullanılır.
Soru 9: Miyom Aşırı Ağrı ve Kanama Yapar mı? Nasıl Durdurulur?
Evet, miyomların en tahribat yaratan özelliği hastanın kan depolarını tüketmesidir. Rahim iç zarına yerleşen submüköz veya rahim kasını genişleten intramural miyomlar, rahmin kasılarak kanamayı durdurma mekanizmasını fiziksel olarak felç eder. Rahim kapanamaz ve açık musluk gibi kanamaya devam eder.
En sık görülen şikayetler şunlardır:
- Günlerce (bazen 15-20 gün) süren, avuç içi büyüklüğünde pıhtıların atıldığı ağır kanamalar.
- Kansızlığa (anemi) bağlı olarak gelişen kronik halsizlik, saç dökülmesi, çarpıntı, sürekli uyku hali ve nefes darlığı.
- Adet döneminde rahim kitleyi dışarı atmak için kasıldığında ortaya çıkan doğum sancısı şiddetindeki pelvik kramplar (dismenore).
- İlişki sırasında ağrı (disparoni) ve sosyal hayatın izolasyona uğraması.
Bu kanamaları durdurmak için kısa vadede Traneksamik asit veya NSAİİ grubu ağrı kesiciler kullanılsa da, kesin ve kalıcı çözüm miyomun cerrahi olarak çıkarılmasıdır (Histeroskopik veya Laparoskopik rezeksiyon).
Soru 10: Beslenme ve Diyet Alışkanlıkları Miyomları Etkiler mi?
Beslenme alışkanlıkları miyomu tedavi etmez, ancak miyomun oluşum riskini ve büyüme hızını hücresel bazda kesinlikle etkiler. Miyomlar östrojen hormonu ile beslendikleri için, vücutta östrojeni artıran her türlü gıda miyomun dostudur.
Risk Artıran (Uzak Durulması Gereken) Gıdalar: İşlenmiş karbonhidratlar, rafine şekerler ve paketli atıştırmalıklar vücutta insülin direncini artırarak hormon dengesini bozar. Ayrıca hormon verilmiş endüstriyel kırmızı et tüketiminin ve yoğun alkol/kafein kullanımının miyom büyümesini tetiklediği çalışmalarda gösterilmiştir.
Koruyucu Yaklaşım (Akdeniz Diyeti): Bol lifli beslenme (yulaf, tam buğday), toksinlerin bağırsaklardan atılmasını hızlandırır ve vücuttaki fazla östrojeni düşürür. Bol taze yeşil sebze, turunçgiller ve sağlıklı yağlar (zeytinyağı) içeren Akdeniz tipi beslenme modeli, miyom riskini azaltan en güçlü yaşam tarzı değişikliğidir. Sağlıklı kilo kontrolü de çok önemlidir; çünkü vücuttaki fazla yağ dokusu, kendi kendine östrojen üreterek miyomu büyüten bir fabrika gibi çalışır.
Soru 11: Ameliyatta Rahim Tamamen Alınmak Zorunda mı? (Histerektomi)
Hayır, rahim alınması (Histerektomi) her miyom hastası için kader değildir. Modern tıbbın önceliği her zaman organ koruyucu cerrahidir (Miyomektomi). Kadın henüz gençse ve çocuk istiyorsa, miyomların sayısı veya büyüklüğü ne olursa olsun rahim mutlaka korunmaya çalışılır.
Ancak hasta 45-50 yaşlarındaysa, çocuk beklentisi tamamen bitmişse, rahim duvarı sayısız miyomla (patates çuvalı gibi) tamamen tahrip olmuşsa ve aşırı kanama hayati risk taşıyorsa, cerrah hastaya rahim alınmasını önerebilir. Bu, hastalığın gelecekte nüks etme (tekrarlama) riskini ve olası kanser risklerini sıfırlayan kesin çözümdür. Bu hayati karar, tamamen hastanın yaşı, talepleri ve doktorun klinik tecrübesinin ortak paydasında verilir.
Soru 12: Modern Cerrahi Yöntemler Nelerdir? (Açık, Kapalı, Robotik)
Teknoloji ilerledikçe, Miyomlar Hakkında En Çok Sorulan Sorular ameliyat teknikleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Cerrahi yöntem seçimi; miyomun boyutuna, sayısına ve rahim içindeki konumuna göre kişiye özel olarak belirlenir:
Histeroskopik Miyomektomi (Kesisiz Yöntem)
Sadece rahim boşluğuna büyüyen (submüköz) miyomlar için kullanılır. Hastanın karnında hiçbir kesi yapılmaz. Vajinal yoldan ve rahim ağzından bir kamera ile içeri girilir. Kitle içeriden tıraşlanarak çıkarılır. Hasta aynı gün yürüyerek evine döner.
Laparoskopik (Kapalı) Miyomektomi
Karın duvarında açılan 3 veya 4 adet milimetrik delikten (0.5-1 cm) kamera ve özel ince aletlerle girilerek yapılır. Estetik sonuçları mükemmeldir. Kanama azdır, enfeksiyon riski çok düşüktür ve hastanın günlük hayatına dönüşü çok hızlıdır. Günümüzde uygun vakalarda altın standarttır.
Robotik Cerrahi (Da Vinci)
Laparoskopinin en gelişmiş, yüksek teknolojili versiyonudur. Cerrahın konsoldan yönettiği 3 boyutlu ve titremeyen robot kollar sayesinde, en dar alanlarda, en derin rahim kası yırtıklarında bile kusursuz bir dikim (sütürasyon) sağlar. Rahmin yapısının en iyi şekilde korunduğu lüks ama son derece etkili bir yöntemdir.
Açık Cerrahi (Laparotomi)
Eğer miyomlar devasa boyutlardaysa (15-20 cm üzeri) veya kanser şüphesi (sarkom riski) varsa, kitleyi parçalamadan tek bütün halinde (patlatmadan) dışarı almak için mecburen sezaryen kesisine benzer açık ameliyat tercih edilir.
Soru 13: Ameliyatsız Girişimsel Yöntemler (Embolizasyon ve HIFU) İşe Yarar mı?
Bazı hastalar cerrahi müdahaleden (kesilmekten) çok korktukları için alternatif yollar ararlar. Girişimsel radyoloji tarafından yapılan Miyom Embolizasyonu (UAE), kasıktan anjiyo gibi girilerek miyomu besleyen damarların tıkanması ve kitlenin çürütülmesi (nekroz) işlemidir. Kanamayı durdurmada çok etkilidir.
Ancak, embolizasyon işlemi rahim dokusunun ve yumurtalıkların kanlanmasını bozabileceği için, ileride bebek sahibi olmak (gebelik) isteyen genç kadınlara kesinlikle önerilmez. Ayrıca kitle içerde çürüdüğü için şiddetli ağrılara ve rahim içi enfeksiyonlara neden olabilir. HIFU (Yüksek Yoğunluklu Odaklanmış Ultrason) ise dışarıdan ses dalgalarıyla kitlenin yakılmasıdır, ancak kalıcı başarısı cerrahiye göre düşüktür ve nüks oranı yüksektir. Altın standart her zaman kitlenin cerrahi ile tamamen dışarı alınmasıdır.
Soru 14: Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci ve Kitlelerin Tekrarlama (Nüks) Riski
Kapalı cerrahilerde hastalar genellikle ertesi gün, açık cerrahilerde ise 2-3 gün içinde taburcu edilirler. Fiziksel toparlanma ve normal sosyal yaşama dönüş süresi ortalama 2 ile 4 hafta arasındadır. Ameliyattan sonraki ilk aylarda hastanın adet düzeni normale döner, kansızlık hızla düzelir ve ağrılar tamamen biter.
Ancak, “Rahmimi aldırmadım, sadece miyomları aldırdım, bir daha asla çıkmaz” düşüncesi tıbben yanlıştır. Rahim kası yerinde durduğu ve hasta kadınlık hormonları (östrojen) salgılamaya devam ettiği sürece, yeni bir hücrenin mutasyona uğrayıp sıfırdan yeni bir miyom oluşturma riski (nüks) her zaman vardır. Bu oran 5 yıl içinde yaklaşık %20-30 civarındadır. Bu nedenle ameliyat sonrası yıllık rutin ultrason takipleri ihmal edilmemelidir.
Soru 15: Ne Zaman Vakit Kaybetmeden Doktora Başvurmalıyım? (Tehlike Çanları)
Bedeninizin size gönderdiği bazı sinyalleri asla normalleştirmemeli ve ağrı kesicilerle geçiştirmemelisiniz. Aşağıdaki durumlardan herhangi birini yaşıyorsanız, acilen donanımlı bir kadın doğum uzmanına başvurmanız gerekmektedir:
- Adet kanamalarınızın süresi bir haftayı geçiyor ve avuç içi kadar pıhtılar döküyorsanız.
- Sürekli yorgun, halsiz ve solgunsanız (Derin kansızlık – Anemi belirtisi).
- Gece sık sık idrara çıkma ihtiyacı duyuyor ve tam boşalamama hissi yaşıyorsanız.
- Karın bölgenizde ele gelen sert bir şişlik hissediyorsanız.
- Düzenli cinsel ilişkiye rağmen 1 yılı aşkın süredir (35 yaş üstü için 6 ay) gebelik elde edemiyorsanız.
Sonuç: Doğru Tanı ve İstanbul’da Uzman Jinekolojik Cerrahi
Miyomlar, çok nadiren hayatı doğrudan tehdit eden kanserlere dönüşseler de, hastanın kanını tüketerek, organlarına baskı yaparak ve anne olma hayallerini engelleyerek yaşam kalitesini derinden sarsan son derece ciddi patolojilerdir. Kulaktan dolma bitkisel kür efsaneleri veya komşu tavsiyeleriyle kaybedilen her gün, cerrahinin boyutunu büyütmekte ve rahmin kaybedilme riskini artırmaktadır.
Modern tıpta miyom tedavisi; hastanın yaşına, evlilik durumuna, çocuk isteğine ve tümörün anatomik haritasına göre bir terzi usulüyle “kişiye özel” olarak dikilmek zorundadır. Doğru bir ultrason değerlendirmesi ve tecrübeli bir cerrahi el sayesinde; rahminiz korunabilir, tamamen izsiz kapalı ameliyatlarla sağlığınıza kavuşabilir ve sağlıkla anne olabilirsiniz.
İstanbul Nişantaşı bölgesinde, ileri düzey jinekolojik onkoloji ve rahim koruyucu cerrahi (Miyomektomi) alanında sayısız başarılı operasyona imza atan Prof. Dr. Hanifi Şahin, hastalarına akademik düzeyde, güvenilir ve en güncel tedavi protokollerini sunmaktadır. Kanamalarınızı ve ağrılarınızı kader olarak kabul etmeyin. Detaylı muayene, ikinci bir uzman görüşü (second opinion) ve size özel cerrahi planlama için vakit kaybetmeden iletişim kanallarımızdan bize ulaşabilirsiniz.
Sağlığınız İçin Profesyonel Adım
Bu kapsamlı rehber, siz değerli hastalarımızın en çok merak ettiği sorulara bilimsel ve şeffaf yanıtlar vermek amacıyla hazırlanmıştır. İnternetteki bilgi kirliliğinden uzaklaşarak, tedavinizin yol haritasını sadece bu alanda uzmanlaşmış güvenilir hekimlerle çizin. Erken teşhis, doğru hekim ve modern teknoloji, miyomlarla mücadelenizdeki en büyük zaferiniz olacaktır.
Prof. Dr. Hanifi Şahin
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Jinekolojik Onkoloji Uzmanı
Nişantaşı / Şişli – İstanbul, Türkiye











