
5 Kritik Aşamada Yumurtalık Kanseri Ameliyatı (Over Kanseri Cerrahisi) | Prof. Dr. Hanifi Şahin
Ağustos 18, 2026
Miyomlar Hakkında En Çok Sorulan 15 Soru | Prof. Dr. Hanifi Şahin
Ağustos 19, 2026Plasenta perkreata cerrahisi nedir: Gebelik süreci, kadın vücudunda mucizevi değişimlerin yaşandığı fizyolojik bir dönemdir. Ancak bazı durumlarda, bebeğin anne karnındaki yaşam kaynağı olan plasenta (eş), normalin dışında anormal bir davranış sergileyebilir. Anne adaylarının ve sağlık profesyonellerinin en çok araştırdığı Plasenta Perkreata Cerrahisi Nedir? sorusu, işte bu anormal durumların en tehlikelisine karşı verilen tıbbi mücadelenin adıdır.
9 Kritik Aşamada Plasenta Perkreata Cerrahisi Nedir? Kapsamlı Tedavi Rehberi
Plasenta perkreata, “plasenta akreta spektrumu” (PAS) olarak adlandırılan plasenta yapışma bozukluklarının en ağır ve en derin formudur. Bu tabloda plasenta, sadece rahim duvarına (miyometriyum) tutunmakla kalmaz; rahim duvarını tamamen aşarak dışarı çıkar ve mesane (idrar torbası), bağırsaklar veya pelvik damarlar gibi komşu organlara sıkıca yapışır.
Bu derece derin bir invazyon (yayılım), doğum sırasında plasentanın rahimden kendiliğinden ayrılmasını imkansız hale getirir. Müdahale edilmeye çalışıldığında ise anne hayatını saniyeler içinde tehdit edebilecek devasa boyutlarda (masif) kanamalar meydana gelir. Bu nedenle bu tablo, standart bir doğum operasyonu değil, çok ileri düzey bir cerrahi gerektirir.
İstanbul Nişantaşı’nda hizmet veren Jinekolojik Onkoloji ve İleri Pelvik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hanifi Şahin, bu hayati operasyonları multidisipliner bir ekiple başarıyla yönetmektedir. Kadın hastalıkları, yüksek riskli gebelikler ve ileri onkolojik cerrahiler hakkında daha fazla bilgi almak için kapsamlı jinekoloji rehberimizi (İç Bağlantı) güvenle inceleyebilirsiniz.
Bölüm 1: Plasenta Yapışma Bozuklukları (Akreta Spektrumu) Nelerdir?
Sağlıklı ve normal bir gebelikte plasenta, rahmin iç zarına (endometriyum/desidua) tutunur. Doğum gerçekleştikten ve bebek dışarı çıktıktan yaklaşık 10-30 dakika sonra plasenta kendiliğinden rahim duvarından ayrılarak vücut dışına atılır.
Ancak rahim iç zarında daha önceden oluşmuş bir hasar varsa, plasenta hücreleri sınır tanımaz ve daha derinlere doğru ilerler. Derinlik derecesine göre bu hastalık üç farklı tıbbi isim alır:
- Plasenta Akreta: Plasentanın rahim kas tabakasına (miyometriyum) yüzeyel olarak, normalden daha sıkı yapışmasıdır. En hafif formdur, ancak yine de ciddi kanama riski taşır.
- Plasenta İnkreta: Plasentanın rahim kas tabakasının (miyometriyum) derinliklerine kadar ilerlemesi ve kas dokusunun içine gömülmesidir.
- Plasenta Perkreata: En ağır, en yıkıcı ve en tehlikeli formdur. Plasenta rahim kasını tamamen delip geçer (perfore eder). Rahmin dış zarına (seroza) ulaşır ve çoğunlukla hemen önündeki idrar torbasını (mesane) işgal eder.
Bölüm 2: Plasenta Perkreata Neden Olur? (Risk Faktörleri)
Plasenta perkreata rastgele veya genetik olarak gelişen bir hastalık değildir. Neredeyse her zaman, daha önce rahme yapılan cerrahi müdahalelerin bıraktığı hasarlara (skar dokusuna) bağlı olarak gelişir. Rahim iç zarındaki koruyucu tabakanın (Nitabuch tabakası) hasar görmesi, plasentanın kontrolsüzce büyümesine neden olur.
Dünya Sağlık Örgütü ve jinekolojik kılavuzlara göre, Plasenta Perkreata Cerrahisi Nedir? sorusunu gündeme getiren en kritik risk faktörleri şunlardır:
1. Geçirilmiş Sezaryen Sayısının Fazla Olması
En büyük ve en kesin risk faktörüdür. Bir kadının geçirdiği sezaryen sayısı arttıkça, rahim ön duvarında oluşan yara izi (skar) zayıflar. Yeni gebelikte plasenta bu zayıf yara izi üzerine yerleşirse, durdurulamaz bir şekilde rahim dışına doğru büyür. Üç ve üzeri sezaryen geçmişi olan kadınlarda bu risk katlanarak artar.
2. Plasenta Previa (Plasentanın Aşağı Yerleşmesi)
Plasentanın rahmin üst kısmına değil de, rahim ağzını (serviks) tamamen veya kısmen kapatacak şekilde alt kısma yerleşmesidir. Hem daha önce sezaryen olmuş hem de mevcut gebeliğinde plasenta previa saptanan bir kadında, plasenta perkreata görülme ihtimali %60’ların üzerine çıkmaktadır.
3. Diğer Rahim Ameliyatları ve Kürtaj Geçmişi
Sadece sezaryen değil, rahim duvarını kesip onarmayı gerektiren miyom ameliyatları (miyomektomi) da ciddi bir risk faktörüdür. Ayrıca geçmişte geçirilen zorlu ve tekrarlayan kürtaj operasyonları, rahim iç zarında kalıcı incelmelere (Asherman sendromu) yol açarak plasentanın derine inmesine zemin hazırlar.
4. İleri Anne Yaşı ve IVF (Tüp Bebek) Gebelikleri
35 yaş ve üzeri gebeliklerde rahim dokusunun esnekliği ve hücresel kalitesi değiştiği için risk artar. Ayrıca, tüp bebek (İn Vitro Fertilizasyon) yöntemiyle elde edilen gebeliklerde, embriyonun yerleşme dinamikleri değiştiği için yapışma anormalliklerine daha sık rastlanmaktadır.
Bölüm 3: Plasenta Perkreata Belirtileri Nelerdir?
Bu hastalığın en korkutucu özelliklerinden biri, çoğu zaman gebelik boyunca hiçbir klinik belirti (semptom) vermemesidir. Bebek normal gelişimini sürdürür, anne adayı kendini gayet sağlıklı hissedebilir. Ancak bazı spesifik durumlarda vücut uyarı sinyalleri gönderebilir:
- Vajinal Kanama: Genellikle gebeliğin ikinci yarısında (20. haftadan sonra), hiçbir ağrı sızı olmadan ortaya çıkan, aniden başlayan parlak kırmızı renkli vajinal kanamalar en belirgin işarettir.
- İdrarda Kan Görülmesi (Hematuri): Plasenta rahim duvarını aşıp idrar torbasının (mesane) duvarını işgal etmeye başladığında, hastanın idrarında gözle görülür veya mikroskobik kanamalar tespit edilebilir.
- Alt Karın ve Pelvik Ağrı: Plasentanın çevre organlara baskı yapması veya rahim duvarını yırtacak boyuta gelmesi durumunda, pelvik bölgede inatçı ve künt bir ağrı hissedilebilir.
Bölüm 4: Erken ve Kesin Tanı Nasıl Konur?
Hayat kurtaran en önemli faktör, hastanın doğum eylemi (sancılar) başlamadan önce tanısının konmuş olmasıdır. Doğum sancıları başladığında ve rahim kasılmaya başladığında, perkreata tablosu iç kanamaya yol açarak felaketle sonuçlanabilir. Tanı süreci büyük bir titizlikle yürütülür:
1. Detaylı Obstetrik ve Renkli Doppler Ultrasonografi
Perinatoloji (Riskli Gebelik) uzmanları tarafından yapılan ultrasonografide spesifik bulgular aranır. Plasenta içinde “lakün” adı verilen İsviçre peynirine benzeyen göllenmeler, rahim ile mesane arasındaki sağlıklı ince sınırın (clear zone) tamamen kaybolması ve renkli dopplerde mesane duvarına uzanan aşırı kanlanma (hipervaskülarite) görülmesi en net teşhis kriterleridir.
2. Pelvik Manyetik Rezonans (MR) Görüntüleme
Ultrasonun yeterli olmadığı veya plasentanın rahmin arka duvarına yerleştiği durumlarda gebelik MR’ı çekilir. İlaçsız (kontrastsız) olarak çekilen bu MR, bebeğe zarar vermez. MR sayesinde plasentanın mesaneye, bağırsaklara veya büyük pelvik damarlara ne kadar milimetre işgal ettiği üç boyutlu olarak cerraha gösterilir. Cerrahi strateji bu MR haritasına göre çizilir.
Bölüm 5: Cerrahi Planlama ve Doğum Zamanlaması
Teşhis kesinleştikten sonra, hastanın sıradan bir kadın doğum uzmanı ve sıradan bir hastanede doğum yapması kesinlikle uygun değildir. Planlı, organize ve multidisipliner bir süreç başlatılır.
Ameliyat Ne Zaman Yapılır? Uluslararası protokollere göre, plasenta perkreata vakalarında doğum sancılarının (uterin kontraksiyonların) başlaması ve kanama riskinin tetiklenmesi beklenmez. Bu nedenle cerrahi genellikle gebeliğin 34. ile 36. haftaları arasında planlı bir sezaryen (elektif) şeklinde gerçekleştirilir.
Bebeğin akciğer gelişimini hızlandırmak için ameliyattan önce anneye steroid iğneleri (kortizon) yapılır. Amaç, hem bebeğin güvenli ve solunum sıkıntısı çekmeden doğumu hem de annenin öngörülemeyen kanama riskinin kontrol altına alınmasıdır.
Bölüm 6: Multidisipliner Yaklaşım Neden Hayati Önem Taşır?
Plasenta Perkreata Cerrahisi Nedir? sorusunun yanıtı, tek bir cerrahın değil, dev bir ordunun aynı anda ameliyathanede bulunmasıdır. Bu operasyon bir “kanser cerrahisi” ciddiyetinde ve agresifliğinde geçer. Ameliyathanede bulunması gereken hayati ekip şöyledir:
- Jinekolojik Onkoloji Cerrahı: Kanser ameliyatlarındaki ileri düzey damar ve pelvik anatomi bilgisi sayesinde, kontrol edilemeyen kanamalara müdahale eder ve gerekirse rahmi çevre organlardan güvenle ayırır.
- Üroloji Uzmanı: Plasenta mesaneye yapıştığı için, idrar torbasının bir kısmının kesilmesi (kısmi sistektomi) veya üreterlere (idrar yolları) stent takılması gerekebilir.
- Perinatoloji Uzmanı: Riskli gebelik sürecini yönetir ve bebeğin sağlıkla anne karnından çıkarılmasını sağlar.
- Kardiyovasküler (Kalp-Damar) Cerrahı: Plasentanın çok büyük pelvik damarlara yapıştığı olağanüstü durumlarda damar onarımı için hazır bulunur.
- Deneyimli Anestezi ve Yoğun Bakım Ekibi: Masif (çok hızlı ve yüksek miktarda) kan kaybını yönetecek, kan transfüzyonlarını anında organize edecek kritik ekiptir.
Prof. Dr. Hanifi Şahin ile Güvenli Cerrahi Yönetim
İstanbul Nişantaşı bölgesinde, ileri jinekolojik onkoloji ve pelvik cerrahi alanında referans isimlerden biri olan Prof. Dr. Hanifi Şahin, bu kompleks operasyonları tam teşekküllü, 7/24 kan bankası ve yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan merkezlerde yönetmektedir. Cerrahın el becerisi, kriz anı yönetimi ve kanamayı durdurma teknikleri anne hayatını kurtaran en temel faktördür.
Hastaya özel cerrahi planlamalar ve bilimsel referanslar için Prof. Dr. Hanifi Şahin’in resmi web sitesini (Dış Bağlantı) güvenle ziyaret edebilirsiniz.
Bölüm 7: Cerrahi Tedavi Yöntemleri ve Ameliyatın Aşamaları
Ameliyat günü geldiğinde, tüm kan ve kan ürünleri (eritrosit, taze donmuş plazma, trombosit) ameliyathanede hazır bekletilir. Plasenta perkreata cerrahisinde dünya çapında uygulanan iki temel yaklaşım vardır:
1. Sezaryen Histerektomi (Rahmin Alınması)
Tüm dünyada altın standart ve en güvenli kabul edilen klasik yaklaşımdır. Karın genellikle dikey bir kesi ile açılır (cerraha geniş görüş alanı sağlamak için). Bebeği çıkarmak için rahim, plasentanın yapıştığı yerden (genellikle alt segmentten) değil, en tepeden (fundustan) kesilir.
Bebek sağlıklı bir şekilde çıkarılıp çocuk doktorlarına teslim edildikten sonra, plasenta rahimden ayrılmaya çalışılmaz. Çünkü ayırmaya çalışmak, durdurulamaz bir şelale gibi kanamaya neden olur. Bunun yerine, plasenta rahim içinde bırakılır ve rahim (histerektomi), yapışık olduğu plasenta kitlesiyle birlikte bütün halinde vücuttan çıkarılır. Bu yöntem annenin kan kaybından ölmesini engelleyen en kesin çözümdür.
2. Rahim Koruyucu Cerrahi (Konservatif Yaklaşım)
Her hasta rahminin alınmasını istemeyebilir. Genç, henüz çocuk sayısını tamamlamamış ve kanama durumu cerrah tarafından kontrol edilebilir boyutta olan uygun hastalarda, ileri düzey deneyim gerektiren rahim koruyucu yöntemler uygulanabilir.
Prof. Dr. Hanifi Şahin’in klinik deneyiminde, uygun vakaların büyük bir kısmında rahim korunarak başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu yöntemde bebek doğduktan sonra; rahmi besleyen ana atardamarlar (iliak arterler) geçici olarak bağlanır veya içlerine özel balonlar şişirilerek kan akımı kesilir.
Kanama durdurulduktan sonra plasentanın yapıştığı hastalıklı rahim duvarı kısmı lokal olarak kesilip çıkarılır (rezeksiyon) ve kalan sağlıklı rahim dokusu özel dikiş teknikleriyle (örneğin Triple-P prosedürü) yeniden onarılır (rekonstrüksiyon). Böylece hastanın rahmi ve doğurganlığı korunmuş olur.
Bölüm 8: Ameliyatın Riskleri, Komplikasyonlar ve Yoğun Bakım
Plasenta perkreata cerrahisi, modern tıbbın sınırlarını zorlayan bir operasyondur. Hasta ve hasta yakınlarının bu riskleri önceden bilmesi ve onam vermesi yasal ve tıbbi bir zorunluluktur.
- Masif (Aşırı) Kanama ve Şok: Birkaç dakika içinde 2 ila 5 litre arasında kan kaybı yaşanabilir. Hastaya 10-20 ünite kan nakli (Masif Transfüzyon Protokolü) yapılması gerekebilir.
- Ürolojik ve Bağırsak Yaralanmaları: Plasenta idrar torbasını işgal ettiği için, mesanenin bir kısmının kesilmesi zorunlu olabilir. İdrar yolları (üreter) veya bağırsak zedelenmeleri yaşanabilir, onarılmaları gerekir.
- Pıhtılaşma Bozuklukları (DIC): Aşırı kanamaya bağlı olarak vücudun pıhtılaşma faktörleri tükenir ve kanama durdurulamaz bir hal alabilir. Taze donmuş plazma ve fibrinojen destekleri ile bu durum yönetilir.
- Yoğun Bakım İhtiyacı (YBÜ): Ameliyat bitiminde anne, solunum cihazına bağlı olarak veya uyanık bir şekilde genel durumunun stabilize olması için 1-3 gün Erişkin Yoğun Bakım Ünitesi’nde takip edilir.
Bölüm 9: Ameliyat Sonrası İyileşme, Psikoloji ve Yenidoğan Süreci
Fırtınalı geçen ameliyat sürecinin ardından, hastayı uzun ve dikkatli bir iyileşme dönemi beklemektedir.
Annenin Fiziksel İyileşmesi
Yoğun bakımdan normal servise alınan annenin hastanede kalış süresi, komplikasyon gelişmediği takdirde genellikle 4 ila 7 gün arasındadır. Kan değerleri (hemogram) ve böbrek fonksiyonları her gün düzenli olarak kontrol edilir. Geniş kesiler ve mesane onarımları nedeniyle, hastanın idrar sondası normal sezaryenlere göre daha uzun süre (7-14 gün) takılı kalabilir. Fiziksel olarak tam toparlanma süreci ortalama 6-8 haftayı bulmaktadır.
Yenidoğan (Bebek) Süreci
Bebek, genellikle 34-36. haftalarda (prematüre) doğurtulduğu için bir süre Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde (NICU) küvöz bakımı gerektirebilir. Ancak ameliyat öncesi yapılan akciğer geliştirici iğneler sayesinde, bebekler genellikle ciddi bir solunum sıkıntısı çekmeden kısa sürede toparlanarak annelerine kavuşurlar.
Psikolojik Destek ve Travma Yönetimi
Böylesine hayati tehlike atlatan ve belki de rahmini aniden kaybeden bir kadın, ameliyat sonrasında Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) veya ağır lohusalık depresyonu yaşayabilir. Organ kaybının getirdiği yas süreci ve bebekten ayrı kalınan yoğun bakım günleri, annenin psikolojisini derinden sarsar. Bu nedenle, fiziksel iyileşme kadar profesyonel bir psikolojik destek (psikiyatri ve klinik psikolog) almak da tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Kadınların En Çok Sorduğu Sorular (Genişletilmiş SSS)
1. Plasenta perkreata bebeğe doğrudan zarar verir mi? Bebek sakat doğar mı?
Hayır, plasenta perkreata yapısal (genetik veya fiziksel) olarak bebeğe hiçbir zarar vermez. Plasenta, rahim dışına taşsa bile görevini (bebeği beslemeyi) sürdürür. En büyük risk, bebeğin planlı olarak erken (prematüre) doğurtulması zorunluluğudur. Doğru zamanda yapılan cerrahi ile bebekler genellikle tamamen sağlıklı bir şekilde doğurtulur.
2. Ameliyat masasında kalma veya ölüm riski çok mu yüksek?
Plasenta perkreata, anne ölümlerinin (maternal mortalite) önde gelen nedenlerinden biridir. Ancak, sürpriz bir şekilde değil de, tanısı önceden konulup hazırlıklı bir ekiple, donanımlı bir merkezde (kan bankası, jinekolojik onkolog vb.) planlı ameliyata girildiğinde, ölüm veya kalıcı hasar riski istatistiksel olarak muazzam ölçüde düşürülür ve süreç güvenle atlatılır.
3. Rahim alınırsa (Histerektomi) kadınlığımı kaybeder miyim? Erken menopoza girer miyim?
Kesinlikle hayır. Bu ameliyatta sadece kanayan rahim alınır, kadına hormon sağlayan yumurtalıklar (overler) yerinde bırakılır. Yumurtalıklar çalıştığı sürece menopoza girmezsiniz. Sadece adet görmezsiniz ve bir daha hamile kalamazsınız. Cinsel hayatınız ve fiziksel kadınlık hormonlarınız aynen devam eder.
4. Rahim koruyucu cerrahi yapıldıysa, tekrar hamile kalabilir miyim?
Evet, eğer rahminiz başarılı bir onarımla korunduysa gelecekte hamile kalabilirsiniz. Ancak rahim duvarınızda çok büyük bir yara izi (skar) olacağı için bu yeni gebelik, “ekstrem yüksek riskli gebelik” grubuna girer. Plasentanın tekrar aynı yere yapışma (nüks) veya rahim yırtılması (rüptür) ihtimali çok yüksektir. Bu nedenle yeni gebelik ancak çok sıkı bir doktor takibi altında planlanmalıdır.
5. Emzirmeme engel bir durum olur mu?
Ameliyatta kullanılan anestezi ilaçları, kan nakilleri veya rahim alınması süt üretimine doğrudan engel değildir. Ancak yoğun bakımda geçen stresli süre, bebeğinizden ayrı kalmak ve aşırı kan kaybı, sütün gelmesini birkaç gün geciktirebilir. Psikolojik rahatlama ve hastane tipi süt sağma makineleriyle süt üretimi kısa sürede başlatılır.
Nişantaşı / İstanbul’da Güvenli ve Uzman Tedavi Merkezi
Plasenta perkreata gibi ekstrem risk taşıyan gebelik komplikasyonlarında, doğru hastane altyapısı ve doğru cerrah seçimi kelimenin tam anlamıyla “hayat kurtarır”. Bu ameliyatı, yılda sadece bir kez bu vakayla karşılaşan hekimlerin değil, her hafta bu zorlu onkolojik ve pelvik vakaları yöneten tecrübeli cerrahların yapması bilimsel bir zorunluluktur.
İstanbul Nişantaşı bölgesinde hizmet veren, ileri düzey cerrahi deneyimi ve vizyonu ile tanınan Prof. Dr. Hanifi Şahin, multidisipliner ekibiyle birlikte bu zorlu operasyonlarda hem anne hem de bebek sağlığını en üst düzeyde koruyarak, kişiye özel cerrahi (rahim koruyucu veya radikal) tedavi planları sunmaktadır. Eğer size veya bir yakınınıza plasenta perkreata tanısı konduysa veya bu yönde güçlü bir şüphe varsa, zaman kaybetmeden uzman bir görüş almanız hayati önem taşır. Bilimsel yaklaşım ve randevu planlaması için Prof. Dr. Hanifi Şahin’in resmi web sitesini (Dış Bağlantı) güvenle ziyaret edebilirsiniz.
Sonuç Olarak Toparlamak Gerekirse
Plasenta perkreata, bir anne adayının karşılaşabileceği en ciddi fizyolojik krizlerden biridir. Ancak tıp dünyasında gelişen ileri görüntüleme yöntemleri, modern kan bankacılığı, donanımlı yoğun bakım üniteleri ve en önemlisi jinekolojik onkoloji cerrahlarının ileri pelvik diseksiyon yetenekleri sayesinde; eskiden çaresiz kalınan bu tablolar artık güvenle ve başarıyla yönetilebilmektedir. Korku ve paniğe kapılmak yerine, erken planlama yapmak, doğru ekibi bulmak ve bilimsel yoldan ayrılmamak, bu zorlu süreci sağlıkla atlatıp bebeğinizi kucağınıza almanızın en kesin anahtarıdır.
Prof. Dr. Hanifi Şahin
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Jinekolojik Onkoloji Uzmanı











